Ağrı- Iğdır- Erzurum- www.karadenizolay.com- (Özel)- Gezi, planlı olursa sizi huzursuz edebilir. Evet , planlı geziler de diyelim ki dediniz ki, “Cumartesi günü Ağrı’da olacağım” ama o gün Ağrı’da olamadıysanız bu sizde sıkıntı olmaz mı? Ben de olur. Onun için de yola çıktıktan sonra, yol ve güzergahın durumu belirler planı.
Geziye, mıhmandarımla Çal mağarasından başladık. Hem fotoğraf çekecek ve hem de belki daha önceleri de gittiğimiz yerlerdeki değişimi gözlemleyecektik. Öyle de oldu zaten. Hıdırnebi’de sabah çayımız içtik. Biraz yayla havasıyla rutubet rehavetini üzerimizden attık. Akçaabat – Düzköy vadisindeki mükemmel yaylalardan geçtik, Maçka’ya indik. 
Maçka- Sumela manastırı yolunda bir Alabalık çiftliği var, orada üretimi yapılan balıklar, pembemsi ete sahip somonu andıran alabalıklar. Onlardan aldık canlı alabalık ve zigana dağına çıkarken bir çeşmenin yanında o balıkları izgara yaptık. Bir güzel doyduk tabi. Ha öyle izgaradan falan iyi anlayanlardan sayılmayız onun için sakın ola “ben yapamam” demeyin.
Torul – Gümüşhane, Bayburt derken Erzurum’a geçtik. Erzurum’un hemen girişi sayılabilecek yerde ılıca ilçesi var, orada Kükürtlü suyu (biraz kokusu var) olan kaplıca var. Hem belediyenin yaptığı bir de otel var. Farklı bir ortam, dilenirse burada kalınabilir. 
Ha gezi boyunca önemli olan sizin lüks beklentisi içinde olmamanız. İlla her gittiğiniz yerin yaşadığınız yer ile kıyaslanması gerekmez. Gidilen yerler, zaten görmediğiniz yerler değil mi? Değişik ortamlara giderken illa her yerde yıldızlı bir otel olacak diye bir arayışınız olmasın. Gece kalmanız gerekiyorsa oradaki insanlar nerde konaklıyorsa siz de onları yadırgamadan, farklı bir yerden gelmiş havasını da onlara yansıtmadan girin bir hotele, motele veya bir pansiyona veya bir çadıra ama yadırgamayın.
Biz çocukluğumuzda hanlarda kalırdık yayla yolunda mesela, keşke o zamanlardaki gibi yine hanlar ve konaklar olsa diyesi geliyor insanın. Düşünsenize iki gün yaya yol yürüyerek yaylaya ulaşırdık. O zamanlar, şimdiki gibi güzel yollar ve de bunca ulaşım aracı yoktu. Handa geceleyeceğimiz zaman sığırlardan süt sağar, o sütü kaynatır ve akşam yemeği yapardık. Hancılar, size tencere, tava verir, yardımcı olurdu. Onlar da yadırganmazdı. Bulunduğun şartlara uyum sağlamak kötü bir şey değil ki, öyle değil mi? 
Cağ kebabı ve Erzurum evleri
Erzurum’da Atatürk caddesinin girişi sayılabilecek yerde Dede otelin hemen ilerisinde Canbaba’nın cağ kebabını severek yersiniz, et kokusu biraz garip olabilir ama vejeteryan tarzı için bolca yeşil zaten yörede sorun değil. Hatta taze soğanı, patatesi veya marulu el arabalarında görünce dayanamaz hemen alırsınız bile.
Biraz ileride Eski Erzurum evlerini anımsatan ve onları yaşatma ………………. devamı için http://www.karadenizolay.com/haber/468-cevre-ve-doga-ver-elini-agri-dagi.html