www.karadenizolay.com (Özel)-Bizim sitede de var, özellikle gurbetteki hemşehrilerimiz için bir kolaylık olsun diye koymuştum şenlikler takvimlerini. Nerdeyse her aklına gelen bir “şenlik” oluşturmuş, güya o adına “şenlik” dendiğinde değerlenecek yöresini kalkındırmayı belki de şenlik bahanesiyle yöresini tanıtacağını düşünerek yapmışlar bunu ama hayatlarında da hiç şenlik görmeden yapmışlar bunu belli ki. “Şenlik” adı konulunca bir yerdeki şenlik, gerçektende o şenliğin içini dolduruyor anlamına gelmiyor elbette. Mesela, son yıllarda “şenlik” adı verilen bir çok yerde, birkaç yöresel sanatçı getirilince bunun şenlik olduğu sanılıyor. Oysa o tarz şeyler, olsa olsa “yaylada konser”den ileriye gidemez. Hem öyle de olunca bu kez gerçekten emek, ter, gelenek, görenek yaşatma adına yapılan şenliklere gölge düşürülüyor.

Orağın yedisi, yani Trabzon’un Akçaabat ilçesi’nin Hıdırnebi yaylasında yapılan yayla şenliği, adıyla insanıyla, insanının samimiliği, sevincin, şen olmanın, gösterişsiz ve sade insan olmanın, kavuşmanın, hasret gidermenin, dedelerin yadigarı olmuş gelenek ve görenekleri yaşatma yarışının ifadesi olarak yapılıyor. Şenlikler için bölgede görev yapan tüm bürokratlara aslında slayt veya video ile birifingler verilmeli, şenlikler konusunda birkaç örnek gösterildikten sonra da tüm şenliklerde bazı ölçülerin dikkate alınması sağlanmalı ve her aklına gelene de “şenlik” hakkı verilmemeli. Bunu yasak olarak algılamayın lütfen, sadece gerçekten yoğun emek ve insan unsurunu ön plana alan gerçek şenliklere haksızlık etmemeli diye belli bir disiplini içermeli diye düşünüyorum.
Vardır belli başlı örnekleri şenliklerin mesela. Trabzon’da Akçaabat’ın Hıdırnebi yaylasındaki şenlik, işte sıradan bir şenlik değil ki. Şenlik alanına “dernek çimeni” diyorlar. Bir şenliğin olduğu, Akçaabat-Düzköy karayolundan Hıdırnebi yaylasına saptığınızda belli ediyor kendini. Bir yoğun trafik var, bir yoğun sis var ki, “gitsek mi gitmesek mi” diyorsunuz içinizden. Ama yola çıkılmışken geriye de dönülmez ki. Hani bir laf vardır ya , “kuymaktan dönenin kaşığı kırılır” diye. Bizde yayla şenlikleri kuymak tadında birer yemek meğer. Bunu da şenlik alanına vardığınızda gözlemliyorsunuz. Şenliğe ilk kez katılmış aynı bölgenin bir çocuğu hani diyor, “bizum orda çocuklar oyun oynarken onların arasına bir büyük girerde oynarsa, o büyüğü dışardan görenler, ‘hav adama bak, çocukların arasına girmiş, oyun oynuyor, boyindan da utanmayi’ deriz ya, bir bakmışız ki Hıdırnebi’de yediden yetmişe herkes el ele vermiş, kol kola girmiş, horon tepiyor, şenliğe geliyor. Hayat orda, insanlık orda, yaşam orda, şaşdım kaldım. Adamlar, kahveyi yaylaya taşımış, çocuklarıyla el ele verip, katılmış şenliğe. İnsanlık o işte, orda yani” diyor.

Yine aynı genç ilk kez görmüş ya böylesi bir şenliği, “adamlar, şehir yaşamını soyutlamışlar. Sıyrılmış bir ruh haliyle kenetlenmiş, birleşmiş ve sanki bir aile gibi coşkuya kapılmışlar, insan heves etmez mi öyle bir topluluğa, hayran olmaz mı? ‘ben adam’ım havası yok, ben yurt dışından geldim cakası yok, kibir yok, dalıyor oyuna, herkes küçük, herkes ……… devamı için http://www.karadenizolay.com/haber/333-yayla-senlikleri-takvimi-oragun-yedisi-hidirnebi-obasi-senligi.html?