Karadenizolay Weblog

Posted in Uncategorized by aycicek on Haziran 25, 2009

Karadeniz'den Dünya'ya Farklı Bir Bakış
widget

Check out my Slide Show!

Posted in Uncategorized by aycicek on Mayıs 8, 2009

Check out my Slide Show!

Posted in Uncategorized by aycicek on Nisan 29, 2009

İmera, kurtuluyor!(Olucak manastırı)

Posted in Uncategorized by aycicek on Haziran 26, 2008

Karadeniz'den Dünya'ya Farklı Bir Bakış

Gümüşhane’de keşfedilmeyi bekleyen Tarihi ve turistik yerler, nihayet dikkat çekmeye başladı

 

Defineciler tarafından adeta yağma edilen İmera manastırı, nihayet onarılacak!

İmera, kurtuluyor!

M. Kemal AYÇİÇEK- Gümüşhane (2007)

Adeta manastırlar kenti Gümüşhane’ye 38 kilometre uzaklıktaki İmera (Olucak) Manastırı, diğerleri gibi definecilerce tahrip edildi ama nihayet, Turizm İl Müdürlüğü’nce AB Destekli Bögesel Programlar çerçevesi’nde restore edilerek, inanç Turizmine açılacak.

Köy Muhtarı Recep Naz, manastıra karayolunun yapıldığını ve artık manatırın ulaşım sorunu kalmadığını belirtirken, manastır sayesinde köyünün de turizmden nasiplenecek olmasından mutluluk duyacaklarını söylüyor.
M. Kemal AYÇİÇEK- Gümüşhane

Tıpkı Ihlara vadisinde olduğu gibi bir eğitim merkezi silsilesinde bulunan Gümüşhane’nin Olucak köyündeki İmera Manastırı, nihayet İnanç Turizmi kapsamında onarımlardan nasibini alarak, bölge turizmine açılacak.

Definecilerin mermer kitabesine varıncaya kadar adeta delik deşik ettikleri Olucak köyü (İmera) Manastırının ulaşım sorunu çözüldü. Köy Muhtarı Recep Naz,  yaz aylarında 75 hane ve kış aylarında da 20 hanenin bulunduğu Olucak köyünün, Manastırın onarımı sayesinde bölge turizminden nasipleneceğine inandıklarını belirtirken, “ulaşım sorunumuz vardı, çok şükür bunu aştık. Manastıra kadar yolumuz açıldı.Şimdi sıra onarımına geldi ve heyecanla yapımını bekliyoruz” dedi.

Köyünün İpekyolu üzerinde olduğunu ve  inanç turizmi açısından son derece öneme sahip İmera Manastırının köyün kalkınmasında önemli rolü olacağını ifade eden Muhtar Naz;

“Gümüşhane Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nce AB Destekli Bölgesel Programlar çerçevesinde hibe yardımı almak için hazırlanan 5 proje AB’ye sunuldu. Projeler arasında restorasyonu yapılması düşünülen İmera (Olucak) Manastırı projesi de bulunuyor. İmera, Antik kentte kubbeli ve kubbesi tonozlarla örtülü manastırdır.. Kitabesinden 1350′de yapıldığı anlaşılmaktadır. Çok sayıda tarihi ve kültürel değeri bulunan antik şehir arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir.1859’da onarım görmüştür.Köyle bağlantısı pek yoktu, o nedenle definecilere engel olamadık. Buraya yol gelmeden önce tırmanarak çıkılabiliyordu ki, köyden neredeyse bin beşyüz metrelik mesafededir. Tahrip edilmiş olması elbette bizide derinden üzmüştür” diye konuştu.

Biz  İmera’ya yeni yapılan yoldan değilde eski haliyle tırmanarak ulaştık. Henüz karla kaplı yol, grayder yardımıyla yeni açılıyordu. Manastıra ulaştığımızda daha önce içinde var olan ve ancak şimdi göremediğimiz 4 sutunundan biri  yoktu. Manzarası ve bir diğer adıyla da zaten kızlar manastırı oluşu, burada geçmişte 3 katlı taş duvarlarlı bir binanın varlığını köy muhtarından öğreniyoruz.

Gümüşhane Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Çelik’te  AB’ye sunulan projeler hakkında şu bilgileri verdi: “Köse İlçesi Kırklar Mağarası’nın turizme açılması ve çevre düzenlenmesi, Canca Kalesi yol yapımı, restorasyon ve çevre düzenlenmesi, İmera (Olucak) Manastırı restorasyon ve çevre düzenlenmesi, Yağlıdere-İmera (Olucak) eski Krom şehri-Santa Harabeleri-Taşköprü-Yağmurdere tur güzergahı yol genişletme ve asfaltlama projesi, il mer-kezinde iki adet turizm danışma bürosunun açılması projesini AB’nin ilgili birimlerine sunduk” dedi. Ateş, hibe olarak alınacak yardımın intikali halinde projelerin hayata geçirileceğini sözlerine ekledi…


 Not: Karadeniz Bölgesi’nden farklı haber ve fotoğraflara www.karadenizolay.com dan ulaşabilirsiniz

Foto Galeri

Çalköy Mağarası, cazibesini artırıyor

Posted in Gezi ve yorum, Uncategorized by aycicek on Haziran 19, 2008

 

                                                                                     

 Karadeniz'den Dünya'ya Farklı Bir Bakış

 

 

 

Çalköy mağarasının da tanınmasının sırası geldi artık. Karadeniz sahil yolundan Akçaabat- Söğütlü köprüsünden dönün Düzköy yolundan yukarıya doğru, yol sizi mağaraya götürür zaten.

 

 

 Çalköy Mağarası çayevi

  Trabzon’un Düzköy ilçesine bağlı Çalköy beldesi’ndeki Çalköy mağarasının da tanınmasının sırası geldi artık. Karadeniz sahil yolundan  Akçaabat- Söğütlü köprüsünden dönün  Düzköy yolundan yukarıya doğru, yol sizi mağaraya götürür zaten.

 M. Kemal AYÇİÇEK –  18 Nisan 2008

 Karadenizolay.com (Özel haber)-  Karadeniz Bölgesi’nde  sahil yolunun yapılıp tamamlanmasının ardından Turizmde de canlılık, gözlenir oldu. Aracına atlayıp, yeşilin her tonunu görmek isteyen hemen herkes, bölgemizi ziyaret ediyor ama ya gelemeyenler.

 Bölgeye gelmek isteyip de gelemeyenler için de biz gezip gördüklerimizi anlatarak, onlara bir nebzede olsa Karadeniz bölgesi’nden kısım kısım aktarımlarda bulunmaya çalışıyoruz. İşte Trabzon’un  Düzköy ilçesindeki Çalköy mağarası da gezilmesi gereken yerlerin başında geliyor artık.

 

Tatilleri turlarla yapanlar için değil belki ama şimdilik özel araçlarıyla gelenlerin rahatlıkla ulaşıp görme fırsatı bulduğu Çalköy mağarasına her yıl bir iki defa çıkıyorum. Gurbetten gelen yakınlarıma hem mihmandarlık  yapmış oluyorum ve hem de her gittiğimde yorgunluktan sıyrılıyor ve ruhumu dinliyorum.

 

Denizden yüksekliği bin 50 metre olan Çalköy mağarasına, Askerlik arkadaşım İstanbul’dan ailesiyle gelince bizde ailecek  iki araçla çıktık. Bu kez mağaranın içindeki ahşap gezi parkuru uzamıştı. Mağaranın hemen girişinde üstte buraya mağaranın balkonu da denebilir, tıpkı Antalya’daki Didem şelalesi’ndeki gibi bir iç mekan eklenmiş, burası bir çayevine dönüştürülmüş, adeta bir mağara cafe açılmıştı.mağaradan çıkınca burada çay içmek ve biraz soluklanmak iyi bir dinginlik sağlıyor.

 

Nefes darlığı, Astım veya bronşit hastaları için Çalköy mağarasının havasının iyi geldiği ifade edilmekle, buranın aslında bir su kanalı oluşu, hava sirkülasyonunun değişkenliğinden belli oluyor. Eğer gözlüğünüz varsa zaten camların buharlaşmasıyla fark edebiliyorsunuz. Ayrıca, içeriye girerken görevliler de zaten uyarıyor ve “üşürseniz buradan mont verebiliriz” diyorlar. Gerçekten mağaranın içine girdiğiniz de hava çok sıcaksa bir cennet ferahlığına kavuşuyorsunuz! Bazen dar bazen de oldukça geniş galeri ve koridorlara sahip olan mağaranın üst kısmında, çevreye hakim bir tepeye kurulmuş bir kale bulunuyor.

 

İl özel idaresi tarafından yapılan ve daha sonra işletilmek üzere özel sektöre kiralanan Çalköy mağarası dikit ve sarkıtlardan, su taşlarından oluşmuştur. Kulaklık deresi üzerinde bulunan  Çalköy mağarasının içindeki yer altı akarsuyunun taşıdığı su mevsimsel olarak değişim gösterirken yağışlı mevsimlerde mağaranın içindeki suyun derinliği elli santime kadar yükselirken, yaz aylarında bu seviye on-on beş santime  kadar düşmektedir.

 

Mağaranın akarsuyunun Tonya deresinden bir kol olarak geldiğini söyleyenler olsa da mağaranın uzunluğunun henüz ne kadar olduğu konusunda net bir fikir verilemiyor. Ancak, akarsuyun dışarıdan çer çöp taşıdığı özellikle kış mevsimlerinde görülebiliyor. Ha bu akarsu taşar mı derseniz ona da tanıklık edeni duymadım. Ama taşacak nitelikte de değil zaten!

 

Ahşap parkurlarla ilerlerken iki yüz metre kadar gidince  biri sola uzanan   125 metrelik  olan bu kolun sonundaki odada dolinden gelen suyun aktığı bir baca vardır. Sağ kol diğerinden iki kat daha uzun ve burada da küçük bir şelale ve bir mini göl bulunuyor. Gezimiz sırasında çocuklar üşümemiş olsalardı aslında  daha uzun süre kalacaktık. Işıklandırmalar ve yansımalarla farklı bir ortamdı. Suyun asırlara dayalı  çabasıyla ilginç oluşumlar meydana getirmiş olmasını anlamaya çalışıyorsun ve hayranlığın kat kat artıyor.

 

Dışarıya çıktığımızda bir sıcak esinti vuruyor yüzümüze, buharlaşmış gözlük camlarını siliyoruz. Ardından da mağaranın girişinde ve hemen üstünden eşsiz bir manzaraya sahip olan kır kahvesi mi dersiniz, mağara cafe mi dersiniz yoksa kıraathane mi veya çay bahçesi mi ortamına uygun ve de su damlacıklarının birer mini şelalemsi gösterisi altında dinlenme molasına geçiyorsunuz.

 

Yolu düzgün ve asfalt ama Çalköy beldesi içinden giderseniz. Yok kestirme giderim derseniz   Çaşırbağı yoluna devam ederken  Çalköy yol ayrımını geçtikten sonra 800 metre kadar ileriden sağa stablize yolla çok dada kısa zamanda Çalköy mağarasına ulaşabiliyorsunuz.

 

Trabzon Düzköy’e bağlı Çal Köy beldesinde bulunuyor mağara.. Trabzon merkezden sadece 51 kilometre uzaklığı olan mağara, Düzköy İlçesinin 5 kilometre güneyinde ve zaten Düzköy den de görülebiliyor. Düzköy’ün Trabzon girişinden hemen sağa sapılarak gidiliyor.

 

Çalköy mağarasına zaman ayırın. Bir yarım gün ayırabilirseniz bu mağara gezisinin tadına doyamayacaksınız inanın. Hem zamanı da kovalamayın sakın, hazır bu mağaraya gitmişken bir de 6 kilometre mesafedeki Hırsafa  yaylasına varıp dilerseniz bir de yayla keyfi sürün. Aman ben sizi yönlendirmiş olmayayım, siz en iyisini bilirsiniz zaten.

 

 Gezdirdiğim asker arkadaşım Ahmet Karakaş’ın  neler söylediğini merak edenleriniz olabilir, “böylesine güzel yerlerimiz varda neden reklamını yapmıyorlar yani anlayamıyorum arkadaş, İstanbul’da reklamı olsa herkes koşar gelir valla, kimse bilmiyor ki”

 Fotoğraflar: M. Kemal AYÇİÇEK

 Not: Bu yazım aynı zaman da www.karadenizolay.com sitesinde yer almaktadır.Ayrıca, Karadeniz Bölgesi’nden farklı aktüel özel haberleri de www.karadenizolay.com da bulabilirsiniz.(mka)

 

 Foto Galeri