Karadeniz’in arka bahçeleri

Karadenizolay(Özel)-Karadeniz Bölgesine ister Ankara’dan ister istanbul’dan
gidin tek bir karayoluna çıkıyorsunuz. Merzifon’da kesişir yolunuz ve tüm
karayolu araçları Havza adisinden doğruca Samsun’a iner ve siz de samsun’da
Karadeniz ile buluşursunuz. Eğer özel aracınız varsa ve siz gezi amaçlı
giderseniz, o zaman görebilirsiniz ancak Karadeniz’in arka bahçelerini. Yoksa
Kastamonu, Sinop, Karabük,Tokat veya Bartın’ı göremezsiniz. Bolu, yol merkezinde
bir il olduğundan görülebilir bir de Düzce tabi.

Karadeniz Bölgesi’nden söz edilince hemen herkesin aklına gelen Samsun ile
Artvin arasındaki iller gelir.Ordu, Giresun ve Trabzon. Oysa Karadeniz’in deniz
görmeyen ama Karadenizli illeri de var elbette ve bunlar nedense Karadeniz’den
sayılmaz!

Karadeniz Sahil yolu gezimizin devamında Sinop’tan Kastamonu, Karabük ve Bolu’ya
geçiyoruz. Normalde Karayolu ile Ankara veya İstanbul’a giderken Samsun’dan
denizden ayrılırsınız. Fakat, özel aracınızla giderseniz ancak bu illeri
gezebilirsiniz. Orta Karadeniz ve Doğu Karadeniz’le bu kentlerin pek bir
bağlantıları yoktur. TBMM’de görmüşsünüzdür mesela CHP Kastamonu Milletvekili
Mehmet Yıldırım’ın TBMM kürsüsünden ve grup toplantılarında sarımsak
dağıttığını. Sarımsak İç Anadolu’da değil Karadeniz’de yetişen ürün ama sanki
Karadeniz’in doğasına aykırı gibi algılanıyor. Karadeniz denince bol yağış ve
yeşillikler akla geliyor ve çorak toprakları veya düz tarım alanları
düşünülmüyor bile ama sarımsak kurak iklim isteyen bir ürün oysa.

Yine Karadeniz Bölgesi’nde yerleşim birimleri özellikle köylerde genelde
dağınıktır. Toplu köy anlayışı istense de fiziki şartların dayatmasıyla zaten
mümkün değildir ama Karadeniz’in arka bahçesi diye nitelendirdiğim Kastamonu,
Karabük, Bolu veya Düzce gibi illerde toplu yaşam alanları yani köyler
rahatlıkla görülebiliyor. Tarım alanlarında da aynı farkı görebiliyorsunuz.
Sadece sarımsak değil, Tokat’ta üzüm, pancar, tütün, kelem yada toplahanası,patates,
kurusoğan yetiştirilebiliyor. Bunlar normalde Karadeniz olarak bilinen illerde
sınırlı yetişebilen ürünlerdir. Karadeniz denince fındık , çay ve yeni yeni de
kivi geleneksel tarım ürünleridir.

Sinop’tan Ayancık ilçesi yönünden çıkıyoruz. “Gözlerden uzak olan” denir ya ,
sanki “gönülden de uzaktır”ı anlatıyor Ayancık. Bakımsız bir ile görünümünde,
yollar, caddeler sanki bir belediyesi yokmuş gibi..Üzülüyoruz. Yenikonak, Hanönü
ve Taşköprü’ye geçiyoruz. Yok buraların karadenizlilikle alakası yok tabi bize
göre.Fakat Taşköprü, görülmeye değer bir büyük ilçe. Kastamonu’ya bağlı. Orada
görev yapan polislerin insana yaklaşımı dikkatimizi çekiyor, gayet güzel ve
insanı polislerimizle Taşköprü herhalde mutludur.

“ TARİHİ AÇIDAN TAŞKÖPRÜ”

Taşköprü, insanlık tarihi boyunca değişik uygarlıkların kurulup yok olduğu
bir yöre olmuştur. Sırasıyla, Gasgallar, Etiler, Dorlar, Paflagonyalılar,
Kimerler, Lidyalılar, İranlılar, Kapadokyalılar, Helenler, Pontuslar,
Bitinyalılar, Romalılar (Bizanslılar), Danişmendliler, Çobanoğulları ve
Osmanlılar bu yörede hüküm sürmüşlerdir.

Romalılar Paflagonyayı zaptettikten sonra komutan Pompe’nin ismine izafeten
burasına Pompeiopolis demişler ve Paflagonya eyaletinin merkezi yapmışlardır.
Taşköprü Romalılar zamanında (M.S.1,2,3)’ üncü yüzyıllarda çok haşmetli bir
şehirdi. Zımbıllı Tepesi Akrapol olarak kullanılıyordu. Eyalet valisinin sarayı,
mabet ve ileri gelenlerin evleri burada idi.

Taşköprü, 1211 yılında Selçuklu Emiri Hüsamettin Çoban tarafından fethedilmiş,
Osmanlılar … devamı için linke tıklayınız

http://www.karadenizolay.com/haber/456-bolge-haberleri-karadeniz39in-arka-bahceleri.html

Yorum yapın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s