Karadenizolay Weblog

Posted in Uncategorized by aycicek on Haziran 25, 2009

Karadeniz'den Dünya'ya Farklı Bir Bakış
widget

Check out my Slide Show!

Posted in Uncategorized by aycicek on Mayıs 8, 2009

Check out my Slide Show!

Posted in Uncategorized by aycicek on Nisan 29, 2009

İmera, kurtuluyor!(Olucak manastırı)

Posted in Uncategorized by aycicek on Haziran 26, 2008

Karadeniz'den Dünya'ya Farklı Bir Bakış

Gümüşhane’de keşfedilmeyi bekleyen Tarihi ve turistik yerler, nihayet dikkat çekmeye başladı

 

Defineciler tarafından adeta yağma edilen İmera manastırı, nihayet onarılacak!

İmera, kurtuluyor!

M. Kemal AYÇİÇEK- Gümüşhane (2007)

Adeta manastırlar kenti Gümüşhane’ye 38 kilometre uzaklıktaki İmera (Olucak) Manastırı, diğerleri gibi definecilerce tahrip edildi ama nihayet, Turizm İl Müdürlüğü’nce AB Destekli Bögesel Programlar çerçevesi’nde restore edilerek, inanç Turizmine açılacak.

Köy Muhtarı Recep Naz, manastıra karayolunun yapıldığını ve artık manatırın ulaşım sorunu kalmadığını belirtirken, manastır sayesinde köyünün de turizmden nasiplenecek olmasından mutluluk duyacaklarını söylüyor.
M. Kemal AYÇİÇEK- Gümüşhane

Tıpkı Ihlara vadisinde olduğu gibi bir eğitim merkezi silsilesinde bulunan Gümüşhane’nin Olucak köyündeki İmera Manastırı, nihayet İnanç Turizmi kapsamında onarımlardan nasibini alarak, bölge turizmine açılacak.

Definecilerin mermer kitabesine varıncaya kadar adeta delik deşik ettikleri Olucak köyü (İmera) Manastırının ulaşım sorunu çözüldü. Köy Muhtarı Recep Naz,  yaz aylarında 75 hane ve kış aylarında da 20 hanenin bulunduğu Olucak köyünün, Manastırın onarımı sayesinde bölge turizminden nasipleneceğine inandıklarını belirtirken, “ulaşım sorunumuz vardı, çok şükür bunu aştık. Manastıra kadar yolumuz açıldı.Şimdi sıra onarımına geldi ve heyecanla yapımını bekliyoruz” dedi.

Köyünün İpekyolu üzerinde olduğunu ve  inanç turizmi açısından son derece öneme sahip İmera Manastırının köyün kalkınmasında önemli rolü olacağını ifade eden Muhtar Naz;

“Gümüşhane Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nce AB Destekli Bölgesel Programlar çerçevesinde hibe yardımı almak için hazırlanan 5 proje AB’ye sunuldu. Projeler arasında restorasyonu yapılması düşünülen İmera (Olucak) Manastırı projesi de bulunuyor. İmera, Antik kentte kubbeli ve kubbesi tonozlarla örtülü manastırdır.. Kitabesinden 1350′de yapıldığı anlaşılmaktadır. Çok sayıda tarihi ve kültürel değeri bulunan antik şehir arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir.1859’da onarım görmüştür.Köyle bağlantısı pek yoktu, o nedenle definecilere engel olamadık. Buraya yol gelmeden önce tırmanarak çıkılabiliyordu ki, köyden neredeyse bin beşyüz metrelik mesafededir. Tahrip edilmiş olması elbette bizide derinden üzmüştür” diye konuştu.

Biz  İmera’ya yeni yapılan yoldan değilde eski haliyle tırmanarak ulaştık. Henüz karla kaplı yol, grayder yardımıyla yeni açılıyordu. Manastıra ulaştığımızda daha önce içinde var olan ve ancak şimdi göremediğimiz 4 sutunundan biri  yoktu. Manzarası ve bir diğer adıyla da zaten kızlar manastırı oluşu, burada geçmişte 3 katlı taş duvarlarlı bir binanın varlığını köy muhtarından öğreniyoruz.

Gümüşhane Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Çelik’te  AB’ye sunulan projeler hakkında şu bilgileri verdi: “Köse İlçesi Kırklar Mağarası’nın turizme açılması ve çevre düzenlenmesi, Canca Kalesi yol yapımı, restorasyon ve çevre düzenlenmesi, İmera (Olucak) Manastırı restorasyon ve çevre düzenlenmesi, Yağlıdere-İmera (Olucak) eski Krom şehri-Santa Harabeleri-Taşköprü-Yağmurdere tur güzergahı yol genişletme ve asfaltlama projesi, il mer-kezinde iki adet turizm danışma bürosunun açılması projesini AB’nin ilgili birimlerine sunduk” dedi. Ateş, hibe olarak alınacak yardımın intikali halinde projelerin hayata geçirileceğini sözlerine ekledi…


 Not: Karadeniz Bölgesi’nden farklı haber ve fotoğraflara www.karadenizolay.com dan ulaşabilirsiniz

Foto Galeri

Çamur banyomuz da var!

Posted in Gezi ve yorum by aycicek on Haziran 21, 2008

Karadeniz'den Dünya'ya Farklı Bir Bakış

Kilometrelerce uzaklara gitmeye hiç gerek yok artık , Erzurum Köprüköy’de  Çamur banyomuz da var

 

Erzurum’da bir ifade var, diyorlar ki, “Allah Karadenizlilere dert vermiş(Romatizma), bize de şifasını(kaplıcaları)”, gerçekten de öyle. Karadeniz Bölgesi’nde kaplıca yok değil, Samsun’un Havza’sında, Rize’nin Çamlıhemşin (Ayder) ve İkizdere’de, Ordu’nun Fatsa ilçesi’nde Ilıcası’nda sıcak termal şifalı sular var ama çamur banyosu yok buralarda. Üstelik daha bir çoğumuzun da belki bu kaplıcalardan haberimiz yok. Ama Erzurum, adeta kaplıca kenti gibi.

Erzurum’a 15 km mesafede Trabzon’dan giriş yönündeki ılıca adındaki ilçeden Ağrı yönünde 50 kilometre sonrasındaki Pasinler(Hasankale) de ve Pasinler’den 15 kilometre ilerdeki Köprüköy ilçesi’nde de çamur banyosunun da yapıldığı deli çermik var. Bu yazımı özellikle de Deli Çermik’e ayıracağım. Çünkü, el alem Ege bölgesi’ndeki çamur banyolarına gitmek için deli gibi para harcıyor ama bizim Karadenizlilerin tamda burnunun dibi sayılacak yerdeki bu kaynaklardan yeterince istifade edemiyoruz.

M. Kemal AYÇİÇEK- 14 Temmuz 2007

Karadenizolay.com(Özel-Erzurum)- Turizm denince akla ilk gelen Deniz-Kum-Güneş üçlüsünün bulunduğu yerler olurdu. Ama artık Turizm’den çıkarılan anlamlar da gelişiyor ve bu üçlünün dışına taşıyor. Doğa, Yayla, Termal sular ve şifalı çamur banyoları yeni Turizm tanımlamaları haline geldi.

Karadeniz bölgesi’nden deniz, kum ve Güneş görmek için Ege veya Akdeniz sahillerine akın edilmesi bir zamanlar modaydı. Bronzlaşmak için hali vakti yerinde olanlar, koşarlardı o sahillere. Oysa kendi bölgemizde alternatif Turizm yok değildi. Var olan kendi kaynaklarımızın farkında değildik.Bu kaynaklar yeterince değerlendirilmiyordu da ayrıca ama son dönemlerde artık hem bronzlaşma sevdasında olanlar da güzelleşme gayretinde olanları da sevindirecek kaynaklara sahibiz.

Ege’de Muğla’nın Dalyan ve Köyceğiz ilçelerinde ve Kütahya’nın Sandıklı Hüdai Kaplıcası’nda çamur banyosu için kuyruğa girenler varmış hem de çok yüksek ücretler pahasına. Aynı özelliklerdeki bizdeki Yani Erzurum’un Köprüköy ilçesi’ndeki Deli Çermik’e giriş ücreti sadece kişi başına iki lira 50 kuruş. Üstelik çamur, el değmemiş ve tam doğallığında ve tabii yerinde, kaynağında bulunuyor.

Erzurum’a 15 km mesafede Trabzon’dan giriş yönündeki ılıca adındaki ilçeden Ağrı yönünde 50 kilometre sonrasındaki Pasinler(Hasankale) de ve Pasinler’den 15 kilometre ilerdeki Köprüköy ilçesi’nde de çamur banyosunun da yapıldığı deli çermik var. Bu yazımı özellikle de Deli Çermik’e ayıracağım. Çünkü, el alem Ege bölgesi’ndeki çamur banyolarına gitmek için deli gibi para harcıyor ama bizim Karadenizlilerin tamda burnunun dibi sayılacak yerdeki bu kaynaklardan yeterince istifade edemiyoruz.

Kimileri çamur taşıyor

Erzurum’un Ilıca ilçesi’ndeki kaplıca sadece şifalı kaplıca suyuna sahip, ayrıca Pasinler’deki kaplıcalarda da kaynayan kükürtlü sıcak su kaynaklarıyla hizmet verirken, Köprüköy’deki Deli Çermik’teki kaynak soğuk suyu ve soğuk çamuruyla farklılık arz ediyor. Deli çermik’in müdavimleri, burada çamur banyosu yapmakla kalmıyor, yine orada satışa sunulmuş büyük bidonlarla çamur ve şifalı suyu da beraberlerinde götürebiliyorlar. Ama buradan alınan çamur için herhangi bir ücret alınmıyor. Sadece bidonlara para veriyorsunuz.

Çoban’a deli demişler!

Yıllardır çamur kaynağından bidonlarla çamur taşınmasına rağmen toprağın eksilmemesine oradaki görevlilerde şaşırıyor. Köprüköy’de Deli Çermik adı verilen bu çamur banyosu, deli bir çobanın hayvanları otlattığı sırada büyükbaş hayvanların(Manda veya cameş) girip de çıkmadığı bu çamura deli çobanın da girmesiyle başlanmış. Çamura bulanan çobana, deli adını vermişler. Normal insan işi değil diye ama o çamur, bugün insanların her türlü ağrılarına deva oluyor.

Erkekler ve bayanlar için ayrı ayrı bölümlere ayrılmış deli çermik çamur banyoları ve kaplıcası’nda, güneş altında kurunmak için hazırlanmış beton ve yeterli alanlar bulunuyor.

Özellikle müzmin ağrılı hastalığı olanların rağbet ettiği, yöre insanınınsa sadece piknik alanı ve cilt problemleri için rağbet gösterdiği Deli çermik’te, böbrek hastaları için yararlı soğuk maden suyu kaynakları da bulunuyor.

İşte Erzurumluların “Allah Karadenizlilere dert vermiş, dermanını da bize vermiş!” ifadelerinin altında bu şifalı kaplıcalardan yarar gören ve buraya akın eden başta Trabzonlular ve Rizeliler geliyor.

Çamur banyolarına girildikten sonra sodalı maden suyu duşunda temizlenip havuza giriyorlar. Havuzdaki suda sodalı ve hem de içilebiliyor. Buradaki Çamur banyosuna girenler şüphesiz sadece ağrılı hastalık sahipleri değil, Erzurum’dan cildini güzelleştirmek isteyenlerde buraya akın ediyor. Hem cilt hastalıklarında da şifa kaynağı olan Deli Çermik’te, Belediye, İller bankası aracılığı ile sosyal tesis ve konaklama tesisleri de yapmış. 70 yatak kapasiteli deli çermik’te ilave yataklarla 100 kişi konaklama imkanına sahip oluyor.

Oda ücretleri ise iki kişilik odalar da 15 lira, 20 lira ve lüks sayılabilecek odalar ise sadece 30 lira.

Tıbbı Değerlendirme Raporu

İller bankası Erzurum Müdürlüğü’ndeki bir görevlinin Deli Çermik’te yer istemesi ve ama bu talebe yer olmadığı için olumsuz cevap verilmesi üzerine, bu iller bankası üst düzey görevlisi Deli çermik işletmesini Sağlık İl Müdürlüğüne şikayet eder. Söz konusu şikayeti işletmenin işleticisi durumundaki Halil Sönmez şöyle anlatıyor;

“Bana telefonla yer ayırmak istedi müdürbey, bende yer olmadığını söyledim. Ama ısrarcı oldu, “ bir yer boşalt, benim çocuklarım gelecek” diye ısrar etti, “biz yaptık o tesisi, ben istediğimde kalamayacakmıyım”dedi. Başka birini nasıl çıkarayım da size vereyim dedim ama buna bozulmuş ve şikayetci olmuş, iyi ki de olmuş bu raporu aldık sayesinde”dedi
Bu şikayet üzerine de deli çermik’e heyet gönderilir. Böylece Tıbbı değerlendirme raporuna sahip olunur.

Sağlık bakanlığı Temel sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Genel Müdür Yardımcısı Uzm.Dr. Hasan Irmak’ın onayladığı Rapor,Çevre sağlığı Daire Başkanlığı içme ve Kullanma suları ve kaplıcalar Şube Müdürlüğü’nce Erzurum Valiliğine iletilmiş.

“iliniz,Köprüköy ilçesi sınırları içinde bulunan ve Halil Sönmez tarafından kurulmak istenen kaplıca tesisine ait termal suyu analiz sonuçları 14.09.2006 tarihinde toplanan Tıbbı Değerlendirme Kurulunda değerlendirilmiş olup, değerlendirme sonuçları aşağıdadır.

“anılan kaynak, toplam 1385,65 mg/lt mineralizasyonu olan karışık (mixed) nitelikte termomineralli sudur. Isıtılarak banyo uygulamaları şeklinde inflamatuvar , romatizmal hastalıkların,(Romatiod artrit, ankilozan spondilit başta olmak üzere)kronik dönemlerinde; kronik bel ağrısı, osteoratrit gibi noninflamatuvar eklem hastalıklarının; miyozit, tendinit, travma, fibromiyalji sendromu gibi yumuşak doku hastalıklarının tedavisinde tamamlayıcı tedavi unsuru olarak, ortopedik operasyonlar, beyin ve sinir cerrahisi sonrası gibi uzun süreli hareketsiz kalma durumlarında mobilizasyon çalıimalarında, kaşıntılı ve döküntülü dermatolojik rahatsızlıklarda helioterapi ile kombine edilerek veya tek başına tamamlayıcı tedavi unsuru olarak, kronik dönemdeki seçilmiş nörolojik rahatsızlıklarda, cerebral palsy gibi hastalıkların tedavisinde rehabilitasyon amacıyla, stres bozukluğu, nörovejetatif dsitoniler örneklerindeki gibi genel stres bozukluklarında ve spor yaralanmalarında tamamlayıcı tedavi unsuru olarak kullanılabilir niteliktedir.

Yukarda nitelikleri belirtilen su ile;
Banyo uygulama birimlerinde (kaplıca yönetmeliği madde 11 a, b deki esaslara uyulması gerekmektedir)
Termal tedavi havuz/havuzları,
Sıra banyoları (küvetler),
Lokal banyo aygıtlarının (ekstremite,oturma banyoları),
Fizik tedavi uygulamasın da ise kaplıcalar yönetmeliği madde 8 ve 12’de belirtilen hususların dikkate alınması,
Tesiste, kaplıcalar yönetmeliği madde 14 a ve b bendinde belirtilen asgari personelin;
Laboratuar kurulması düşünülüyorsa laboratuar teknisyeninin bulundurulması önerilmektedir.”
Ayrıca söz konusu tesise tesis ve işletme izni için kaplıcalar yönetmeliğinin 21. ve 22 maddesinde belirtilen bilgi ve belgelerin Bakanlığımıza gönderilmesi hususunda bilginizi ve gereğini rica ederim. Uzm. Dr. Hasan ırmak, Bakan adına Genel Müdür yardımcısı)”

Köprüköy için yapılan “tıbbı değerlendirme” de çamurdan hiç söz edilmemiş, hatta sadece ondan da değil mesela çok mükemmel bir maden suyu da var aynı tesislerin hemen içinde ondan da söz edilmemiş. O maden suyu da böbrek taşı olan hastalar için önemli şifa kaynağı.kullanan ve yararını gören insanların anlatımları bunlar. Hem çamur ve kaplıcanın faydasını gören onlarca insan, ağrılardan kurtulmuş olarak buradan mutlulukla ayrılıyor. Önerilen kür sayısı 21 ama kısa süreli kürler içinde şifa bulanları dinlemek mümkün. Hem kalacağınız odalar tek katlı müstakil odalar, mutfakları banyo vs.

Burası aynı zamanda bir mesire yeri de olduğundan burada mangal yakabilmek de mümkün ve de var olan kantinden de gerekli ihtiyaçları karşılayabiliyorsunuz. Veya kantinde dilerseniz kahvaltı ve öğün yemeği ihtiyacını da karşılayabiliyorsunuz.

Gündüz Deli Çermik akşam Pasinler!

Köprüköy’de su ve çamur soğuk ama siz şifalı suları çok sevdiyseniz eğer akşamları da 15 kilometre yakındaki Pasinler’in sıcak kükürtlü sıcak sularına gidebilirsiniz. Kükürtlü sıcak sular da oldukça temiz. Sürekli boşaltılıp temizlenen havuzlar da sıcak sular kaynarken, dışarı çıktığınızda dilerseniz masaj aletini de kullanabiliyorsunuz.

Pasinler’deki kaplıcalar da otel fiyatı gecelik odalar 40 lira sabah kahvaltısı dahil.odalar temiz ve personel de iyi. Tesislerin hemen yanındaki piknik alanı ve çadır kampının da bulunduğu alanda toprak kaplar da ve fırında pişirilen alabalık keyfine doyum olmuyor. Aracı olan ve farklı bir hafta sonu geçirerek isteyen hemen herkesin rahatlıkla gidebileceği yakınlıkta olan bu alternatif turizm alanları, gidebilenler için gerçekten büyük dinlence olacak ayrıcalığa sahip.

Köprüköy Deli Çermik ve Pasinler’deki kaplıcalarda eksiklikler yok mu elbette var ama bunlar zamanla ve vatandaşların ihtiyaçlarına göre şekillenip giderilecek ihtiyaçlardır. İşletmeler, ne kadar ilgi görürse zamanla tüm eksiklikler giderilir ve umarım burnumuzun dibinde sayılacak kadar yakınımızda olan bu kaynaklarımız bölge insanımız için birer mutluluk ve sağlık ve şifa kaynağı haline gelir.

 

Ne yazık ki şifalı su kaynaklarımız yeterince tanıtılamamış. Rize’de Ayder’deki kaplıcalardan başka ikizdere’de de halen tesis inşaatı süren kaplıcaların önümüzdeki sezon faaliyete geçeceği belirtiliyor.

Nasıl gidebilirsiniz;

Erzurum’a nerden giderseniz gidin, hava ve karayolu hatta trenle de varabilirsiniz. Sonrası kolay, Pasinler veya Köprüköy otobüsleriyle de gidebilirsiniz veya Horasan otobüsleri ile de gidip Köprüköy’de inerseniz, zaten ilçeye 3 kilometre uzaklıkta Deli Çermik kaplıcası.

İrtibat için veya rezervasyon için işletme sahibi Halil Sönmez’i veya tesis telefonunu arayabilisiniz.

İrtibat için:

Cep: 0 533 729 82 60
Tesisler : 0 442 691 20 90

Köprüköy /Erzurum
 

Not:Karadeniz Bölgesi’nden daha fazla aktüel haber için tıklayın

Foto Galeri

Çalköy Mağarası, cazibesini artırıyor

Posted in Gezi ve yorum, Uncategorized by aycicek on Haziran 19, 2008

 

                                                                                     

 Karadeniz'den Dünya'ya Farklı Bir Bakış

 

 

 

Çalköy mağarasının da tanınmasının sırası geldi artık. Karadeniz sahil yolundan Akçaabat- Söğütlü köprüsünden dönün Düzköy yolundan yukarıya doğru, yol sizi mağaraya götürür zaten.

 

 

 Çalköy Mağarası çayevi

  Trabzon’un Düzköy ilçesine bağlı Çalköy beldesi’ndeki Çalköy mağarasının da tanınmasının sırası geldi artık. Karadeniz sahil yolundan  Akçaabat- Söğütlü köprüsünden dönün  Düzköy yolundan yukarıya doğru, yol sizi mağaraya götürür zaten.

 M. Kemal AYÇİÇEK –  18 Nisan 2008

 Karadenizolay.com (Özel haber)-  Karadeniz Bölgesi’nde  sahil yolunun yapılıp tamamlanmasının ardından Turizmde de canlılık, gözlenir oldu. Aracına atlayıp, yeşilin her tonunu görmek isteyen hemen herkes, bölgemizi ziyaret ediyor ama ya gelemeyenler.

 Bölgeye gelmek isteyip de gelemeyenler için de biz gezip gördüklerimizi anlatarak, onlara bir nebzede olsa Karadeniz bölgesi’nden kısım kısım aktarımlarda bulunmaya çalışıyoruz. İşte Trabzon’un  Düzköy ilçesindeki Çalköy mağarası da gezilmesi gereken yerlerin başında geliyor artık.

 

Tatilleri turlarla yapanlar için değil belki ama şimdilik özel araçlarıyla gelenlerin rahatlıkla ulaşıp görme fırsatı bulduğu Çalköy mağarasına her yıl bir iki defa çıkıyorum. Gurbetten gelen yakınlarıma hem mihmandarlık  yapmış oluyorum ve hem de her gittiğimde yorgunluktan sıyrılıyor ve ruhumu dinliyorum.

 

Denizden yüksekliği bin 50 metre olan Çalköy mağarasına, Askerlik arkadaşım İstanbul’dan ailesiyle gelince bizde ailecek  iki araçla çıktık. Bu kez mağaranın içindeki ahşap gezi parkuru uzamıştı. Mağaranın hemen girişinde üstte buraya mağaranın balkonu da denebilir, tıpkı Antalya’daki Didem şelalesi’ndeki gibi bir iç mekan eklenmiş, burası bir çayevine dönüştürülmüş, adeta bir mağara cafe açılmıştı.mağaradan çıkınca burada çay içmek ve biraz soluklanmak iyi bir dinginlik sağlıyor.

 

Nefes darlığı, Astım veya bronşit hastaları için Çalköy mağarasının havasının iyi geldiği ifade edilmekle, buranın aslında bir su kanalı oluşu, hava sirkülasyonunun değişkenliğinden belli oluyor. Eğer gözlüğünüz varsa zaten camların buharlaşmasıyla fark edebiliyorsunuz. Ayrıca, içeriye girerken görevliler de zaten uyarıyor ve “üşürseniz buradan mont verebiliriz” diyorlar. Gerçekten mağaranın içine girdiğiniz de hava çok sıcaksa bir cennet ferahlığına kavuşuyorsunuz! Bazen dar bazen de oldukça geniş galeri ve koridorlara sahip olan mağaranın üst kısmında, çevreye hakim bir tepeye kurulmuş bir kale bulunuyor.

 

İl özel idaresi tarafından yapılan ve daha sonra işletilmek üzere özel sektöre kiralanan Çalköy mağarası dikit ve sarkıtlardan, su taşlarından oluşmuştur. Kulaklık deresi üzerinde bulunan  Çalköy mağarasının içindeki yer altı akarsuyunun taşıdığı su mevsimsel olarak değişim gösterirken yağışlı mevsimlerde mağaranın içindeki suyun derinliği elli santime kadar yükselirken, yaz aylarında bu seviye on-on beş santime  kadar düşmektedir.

 

Mağaranın akarsuyunun Tonya deresinden bir kol olarak geldiğini söyleyenler olsa da mağaranın uzunluğunun henüz ne kadar olduğu konusunda net bir fikir verilemiyor. Ancak, akarsuyun dışarıdan çer çöp taşıdığı özellikle kış mevsimlerinde görülebiliyor. Ha bu akarsu taşar mı derseniz ona da tanıklık edeni duymadım. Ama taşacak nitelikte de değil zaten!

 

Ahşap parkurlarla ilerlerken iki yüz metre kadar gidince  biri sola uzanan   125 metrelik  olan bu kolun sonundaki odada dolinden gelen suyun aktığı bir baca vardır. Sağ kol diğerinden iki kat daha uzun ve burada da küçük bir şelale ve bir mini göl bulunuyor. Gezimiz sırasında çocuklar üşümemiş olsalardı aslında  daha uzun süre kalacaktık. Işıklandırmalar ve yansımalarla farklı bir ortamdı. Suyun asırlara dayalı  çabasıyla ilginç oluşumlar meydana getirmiş olmasını anlamaya çalışıyorsun ve hayranlığın kat kat artıyor.

 

Dışarıya çıktığımızda bir sıcak esinti vuruyor yüzümüze, buharlaşmış gözlük camlarını siliyoruz. Ardından da mağaranın girişinde ve hemen üstünden eşsiz bir manzaraya sahip olan kır kahvesi mi dersiniz, mağara cafe mi dersiniz yoksa kıraathane mi veya çay bahçesi mi ortamına uygun ve de su damlacıklarının birer mini şelalemsi gösterisi altında dinlenme molasına geçiyorsunuz.

 

Yolu düzgün ve asfalt ama Çalköy beldesi içinden giderseniz. Yok kestirme giderim derseniz   Çaşırbağı yoluna devam ederken  Çalköy yol ayrımını geçtikten sonra 800 metre kadar ileriden sağa stablize yolla çok dada kısa zamanda Çalköy mağarasına ulaşabiliyorsunuz.

 

Trabzon Düzköy’e bağlı Çal Köy beldesinde bulunuyor mağara.. Trabzon merkezden sadece 51 kilometre uzaklığı olan mağara, Düzköy İlçesinin 5 kilometre güneyinde ve zaten Düzköy den de görülebiliyor. Düzköy’ün Trabzon girişinden hemen sağa sapılarak gidiliyor.

 

Çalköy mağarasına zaman ayırın. Bir yarım gün ayırabilirseniz bu mağara gezisinin tadına doyamayacaksınız inanın. Hem zamanı da kovalamayın sakın, hazır bu mağaraya gitmişken bir de 6 kilometre mesafedeki Hırsafa  yaylasına varıp dilerseniz bir de yayla keyfi sürün. Aman ben sizi yönlendirmiş olmayayım, siz en iyisini bilirsiniz zaten.

 

 Gezdirdiğim asker arkadaşım Ahmet Karakaş’ın  neler söylediğini merak edenleriniz olabilir, “böylesine güzel yerlerimiz varda neden reklamını yapmıyorlar yani anlayamıyorum arkadaş, İstanbul’da reklamı olsa herkes koşar gelir valla, kimse bilmiyor ki”

 Fotoğraflar: M. Kemal AYÇİÇEK

 Not: Bu yazım aynı zaman da www.karadenizolay.com sitesinde yer almaktadır.Ayrıca, Karadeniz Bölgesi’nden farklı aktüel özel haberleri de www.karadenizolay.com da bulabilirsiniz.(mka)

 

 Foto Galeri